İsteyen evliya olabilir mi?

Sual: İsteyen evliya olabilir mi?

CEVAP

Bir kimse, ilim tahsil etmeden marifet ve keramet sahibi olabilir. Kur'an-ı kerimde, Kehf suresinin 60. ayet-i kerimesinden 82. ayetinin sonuna kadar anlatılan olayda, ilm-i ledünniden, bâtın ilminden bahsedilmektedir.

Kıssa özetle şöyledir:

Hz. Musa, “Ya Rabbi, benden âlim olan ve batın ilmini bilen zatı nerede bulurum?” diye sordu. Allahü teâlâ da, “Ya Musa, yola çık, çantana koyduğun balık canlanıp denize gittiği yerde, o zatı bulursun.” buyurdu. Hz. Musa, Hz. Yuşa ile yola çıktı. Bir pınarın yanına oturdular. Bu pınar âb-ı hayat idi. Bu suya dokunan ölü canlanırdı. Bu sudan bir damla balığa değince, balık canlanıp denize gitti. Hz. Yuşa bunu gördü ise de söylemeyi unuttu. Hz. Musa sorunca, hatırlayıp balığın canlanıp denize gittiğini söyledi. Geri dönüp oraya gelince, o zatı gördüler. Hz. Musa, “Bana batın ilmini öğretir misin?” dedi. O zat, “Allahü teâlânın bana öğrettiği ilmin hepsini sen bilmezsin. Bilmediğin için de yaptıklarıma sabredemezsin.” dedi. Hz. Musa, inşallah beni sabredenlerden bulursun.” dedi. O zat, “Ya Musa, tuhafına gitse de, yaptıklarımdan bana bir şey sormayacaksın” dedi.

Üçü bir gemiye bindiler. Gemiciler, bunların iyi kimseler olduklarını anlayarak para almadılar. O zat, geminin bir tahtasını söktü. İçeri su girmeye başladı. Hz. Musa, “Gemiciler, bize iyilik etti, para almadı. Sen de bunları denizde boğacaksın” dedi. O zat, “Hani bana karışmayacaktın?” dedi.

Gemiden inince, sahilde oynayan çocukları gördüler. O zat, çocuklardan birini öldürdü. Hz. Musa, “Çocuğun günahı neydi?” demekten kendini alamadı. O zat, “Yine işime karıştın” dedi. 

Antakya’ya uğradılar. Kimse yemek vermedi. O zat, yıkılmak üzere olan bir binanın koca duvarını bir eli ile tutup doğrultuverdi. Hz. Musa, “Bunu ücretle yapsaydın, bir ekmek parası çıkarırdık” dedi. O zat, “Artık ayrılma zamanımız geldi. Çünkü üç defa işime karıştın” dedi. Hz. Musa, “Bunların hikmeti nedir?” dedi. O zat, “Bunları Allahın emri ile yaptım. Gemiciler on kardeşti. Geminin kazancı ile geçiniyorlardı. Bir derebeyi, sağlam gemileri zorla alıyordu. Bu geminin arızalı olduğunu duyunca almaktan vazgeçecekti. Biz de iyiliğe iyilik etmiş olduk.

Günahsız çocuğa gelince, bunun ana babası salih idi. Çocuk büyüyünce, küfre zorlayarak onlara zulüm ve işkence edecekti. Bunun yerine neslinden 70 peygamber meydana gelecek hayırlı bir evlat vermesi için duâ ettim.

Doğrulttuğum duvar, öksüzlere aitti. Babaları duvarın altına bir hazine saklamıştı. Duvarı düzeltmeseydim, yıkılıp hazine meydana çıkacak, eller alacaktı. Öksüzlere de bir iyilik etmiş olduk.

Kur'an-ı kerimdeki bu kıssa, batın ilmine sahip keramet sahibi kimselerin bulunduğunu açıkça bildirmektedir. Cenab-ı Hakkın ihsanı boldur. Dilediğine bu ilmi verir, onu marifet sahibi yapar.

Bahsedilen hazine, büyük bir altın levha olup üzerinde şöyle yazılı idi:

 "Ölümü bildiği hâlde gülüp neşelenen, kadere iman ettiği hâlde üzülen, rızka Allahın kefil olduğunu bildiği hâlde lüzumsuz zahmetlere giren, Kıyamette sorgu suâl varken gaflete dalan, fânî olduğunu bildiği hâlde, dünyaya bel bağlayan kimseye şaşmamak imkânsızdır."

Hz. Musa, (Ledün ilmine nasıl kavuştun?) diye sorunca Hz. Hızır, (Günah işlememeye sabretmek sayesinde) diye cevap verdi.

Abdülgani Nablüsi hazretleri, (İlâhî marifetler, keşf ve ilham ile hasıl olur, hocadan öğrenilmez. Diğer din bilgileri ise hocadan öğrenilir.) buyuruyor.

Muhammed Hadimi hazretleri, (Hadis-i şerifte, (İlim üstaddan öğrenilir) buyuruldu. Marifet ise, keşf ve ilham ile hasıl olur) buyuruyor.

İmam-ı Gazalî hazretleri buyuruyor ki: Bildiği ile amel eden ihlas sahiplerinin keşf ve keramet sahibi, marifet ehli olduklarını Cenab-ı Hak bildirmektedir: (Hikmeti dilediğine verir.) [Bekara 229]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

(Bildiği ile amel edene Allahü teâlâ bilmediğini öğretir. Amelinde onu muvaffak kılar. Böylece o Cenneti kazanır.) [İ. Gazalî]

(Ümmetimden marifet ve keramet sahibi sahipleri vardır. Ömer onlardan biridir.) [Buharî]

(Müminin firasetinden sakının; çünkü o, Allahın nuru ile bakar.) [Buharî]

Bu hususta daha bir çok delil vardır. Allahü teâlâ dilediğine bu nimeti ihsan etmektedir.

Tasavvuf nedir?

Tasavvuf, Allahı, görür gibi ibadet etmektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Allahı görür gibi ibadet et! Sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor.) [Buhârî]

(Bir kimse, iki salih komşusundan nasıl utanıyorsa, gece gündüz, kendisi ile beraber olan iki melekten de öyle utanmalıdır!) [Beyhekî]

Allahın gördüğüne inanan, Onun beğenmediği birşeyi yapabilir mi? Yanındaki iki meleğin, günah ve sevapları tesbit etmekle görevli olduğunu yakînen bilen kimse, kötü işler yapabilir mi?

geri    mucize-keramet-sihr    ileri