Sui zan haramdır

Sual: Dinde sui zannın durumu nedir?

CEVAP

Sui zan, bir kimseyi kötü zannetmek demektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

online casino

(Sui zan etmeyiniz! Sui zan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayınız, kusurlarını görmeyiniz, münakaşa, hased ve düşmanlık etmeyiniz, birbirinizi çekiştirmeyiniz, kardeş gibi birbirinizi seviniz! Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, yardım eder. Onu kendinden aşağı görmez.) [Müslim]

Bir müminin günah işlediğini zannetmek, sui zan olur. Kalbe gelen düşünce, sui zan olmaz. Eğer kalb o tarafa meylederse, sui zan olur.

(Kimseye sui zan etmemeli) demek yanlıştır. (Müslümana sui zan etmemeli) demelidir.

Yani, müslüman olduğunu söyliyen ve küfre sebep olan bir sözde ve işte bulunmıyan kimsenin bir sözünden veya işinden hem imanı olduğu, hem de imansız olduğu anlaşılırsa, imanlı olduğunu anlamalı, "Dinden çıktı" dememelidir.

İnsanları sui zandan kurtarmak için, töhmet yerlerinden uzak durmalıdır. Onların dedikodularına kendisi sebep olduğu için işliyecekleri günaha ortak olur.

Peygamber efendimiz, hanımı ile konuşurken, oradan geçenlere buyurdu ki:

- Bu benim zevcemdir.

- Ya Resulallah, sizden de mi şüphe edilir dediler.

- Kan, insanın damarlarında dolaştığı gibi, şeytan da insana nüfuz eder, kalbine şüphe sokar. (Buharî)

Şüphe Uyandırmamalı

Başkalarının sui zannına sebep olacak hareketlerden kaçmalıdır.

Salih bir kimse, şişe ile evine birşey getirirken şişeyi kapalı bir torba içine koymalıdır. Böyle yapmayıp da bir gazete kağıdına sararak açıktan getirirse, sui zanna sebep olabilir."Acaba içki mi?" diyenler çıkabilir.

Böyle, şüphe uyandıracak hareketlerden uzak durmalı, başkalarının kendi hakkında dedi-kodu etmesine sebep olmamalıdır.

Bir kişi, bir kadınla şüphe uyandıracak şekilde konuşuyordu. Hz. Ömer, onun yanına varıp, öfkeli şekilde bakınca o kişi dedi ki:

- Bu benim hanımımdır.

Hz. Ömer o zaman buyurdu ki:

-Peki hanımın ise ne diye üzerinize şüphe çekecek şekilde konuşuyorsunuz?

Bir müslümanın bir sözünden veya bir işinden yüz şey anlaşılsa, bunlardan 99u küfre sebep olsa, biri müslüman olduğunu gösterse, bu birşeyi anlamak, ona kâfir dememek gerekir.

Allahü teâlâya da sui zan etmemelidir. Günahının affolunmayacağını zannetmek, Ona sui zan olur.

Şartlarına uygun tevbe yapılıca, her türlü günahı muhakkak affeder. Dilerse, ahırette küfürden başka günahları tevbesiz de affeder.

Hadis-i kudside, (Kulum beni nasıl zannederse, ona zannettiği gibi muamele ederim.) buyuruldu. (İbni Hibban)

Kabul edeceğini ümit ederek tevbe edeni affeder. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Allahü teâlâya hüsn-i zan ediniz!) [Müslim]

(Allahü teâlâya hüsn-i zan etmek, ibâdettir.) [Ebu Dâvud]

(Allahü teâlâya yemin ederim ki, Allahü teâlâya kendisine hüsn-i zan ederek yapılan duâyı, elbette kabul eder.) [Berika]

(Kıyamet günü, Allahü teâlâ bir kulunun Cehenneme atılmasını emreder. Cehenneme götürülürken arkasına dönerek, "Ya Rabbi! Dünyada sana hep hüsn-i zan ettim" deyince, "Onu Cehenneme götürmeyiniz! Kulumu bana olan zannı gibi karşılarım" buyurur.) [Beyhekî]

Peygamber efendimiz, ölüm halindeki bir gence sorar:

- Kendini nasıl buluyorsun?

- Günahlarımdan korkuyor; fakat Allahtan ümit kesmiyorum.

- Bu korku ile ümit, şu ölüm anında kimde bulunursa, Allahü teâlâ ona umduğunu verir ve onu korktuğumdan emin kılar. (İ. Gazalî)

Rahmet ve Ümit

Allahın rahmetinden ümidini kesmek çok tehlikelidir. Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Kötü zanda bulundunuz. Bu yüzden helake mahkum kavim oldunuz.) [Feth 12]

(Rabbinize olan [ümitsizliğiniz, kötü] zannınız sizi helak etti.) [Fussilet 23]

Allahü teâlâ, Hz.Davüda vahyetti ki:

- Beni sev, beni seveni sev ve beni kullarıma sevdir! Beni sevsinler.

- Ya Rabbi bunu nasıl yapayım?

- Nimet ve ihsanlarımı onlara hatırlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler.

Kadi Yahya bin Eksem hazretleri vefat edince, rüyada görüp halini sordular. O da, (Allahü teâlâ bana, (Ey kötü ihtiyar, şunları niçin yaptın?) diye beni azarlayınca beni büyük bir korku kapladı. Ben de, "Ya Rabbi, böyle sorguya çekileceğimi bildirmediler" dedim. (Ne bildirdiler) buyurdu. Ben de ravilerin ismini sayarak, (Ben azimüşşan müslüman olarak saçı sakalı ağaran kuluma azab etmekten hayâ ederim) buyurduğunu bildirdiler, dedim. (Sen ve raviler sadıksınız. Ben de seni magfiret ettim) buyurdu.

Bir kişi, insanları Allahın rahmetinden ümitsizliğe düşürür, onlara hep zorluk gösterirdi. Kıyamette Allahü teâlâ buna, (Sen kullarına rahmetimden ümit kestirdin. Bugün sen de rahmetimden mahrum kaldın) buyuracaktır.

O hâlde her mümin, Allahü teâlânın azabından korkmakla beraber, rahmetinden de ümidini kesmemelidir! (İ.Gazali)

geri    islamahlakı    ileri