Evliyâyı vesîle ve şefâ'at câiz midir?

Zümer sûresinin (Allah'tan başkalarını dost edinenler, onlar Allah'a şefâ'at ederek bizi yaklaştırır derler.) meâlindeki 3. âyeti ileri sürülerek, müslümanları müşriklere benzetmek, çok çürük, ahmakça bir şeydir. Abdullah bir Ömer'in bildirdiği hadîs-i şerîflerde Peygamber efendimiz (Bir zaman gelecek, kâfirler için gelmiş olan âyet-i kerîmeleri, müslümanları kötülemek için vesîka olarak kullanacaklardır.) ve (En çok korktuğum şey, âyet-i kerîmeleri, Allahü teâlânın dilemediği yerlerde kullanacak kimselerin ortaya çıkmasıdır) buyurdu. Bu iki hadîs-i şerîf, Kur'ân-ı kerîme iftirâ edip, kâfirler hakkındaki âyet-i kerîmelerin müslümanlar için olduğunu söyliyenlerin türeyeceğini bildirmektedir. Putlara tapınmak ile, evliyâdan yardım istemek birbirine benzemez. Putlara yalvarmak, Cehenneme götürür. Evliyâya yalvarmak ise, Allahü teâlânın affına, merhametine sebep olur. Evliyâya yalvarınca, Allahü teâlânın merhamet edeceğini (Allah'ın sevdiği kulları hatırlanırsa, Allahü teâlâ merhamet eder.) hadîs-i şerîfi de göstermektedir. (İ. Ahmed) Peygamberden şefâ'at istemek, tabîbden ilâç istemek, buluttan yağmur beklemek gibidir. Böyle sebeblere yapışmak, Allahü teâlâya şirk olmaz. O'nun âdetine uymak, O'na itâ'at etmek olur: (Bana itâ'at etmek isteyen, Resûlüme itâ'at etsin!) [Nisâ 80] Şefâ'at edilmiyen günah İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki: (Şefâ'atin hak olduğuna inanmak, Ehl-i sünnet i'tikâdındandır. Fakat öyle günahlar vardır ki, şefâ'at ile önlenmez. Nitekim Allahü teâlâ (Onlar, Allah'ın hoşnut olduğu kimselerden başkasına şefâ'at edemez.) buyurdu. Hergünah, şefâ'atle önlenseydi, Peygamber efendimiz, Allah'a isyân edilmemesi lâzım geldiğini bildirmezdi. "Nasıl olsa şefâ'at var" diyerek takvâyı bırakıp isyâna dalmak, bir hastanın akrabâsı olan doktora güvenip, bizim doktor nasıl olsa tedavi eder diye kendini tehlikelere atmasına benzer. Bilmeli ki doktor, her hastalığı değil, ba'zı hastalıkları tedâvi edebilir. Şu halde doktora güvenip de hastanın zararlı şeyler yiyip içmesi doğru olmaz. İşte şefâ'at sâhibi peygamberlerin, sâlihlerin yakınlarına yapacakları şefâ'atleri de böyle anlamak gerekir. Meselâ hepsi Cennetle müjdelenen Sahâbe-i kirâm bile, Resûlullahın şefâ'atine kavuşacaklarını bildikleri hâlde, yine de, korku içinde ibâdete sarılmışlar, taş, toprak, kuş olmayı istemişlerdir. O halde şefâ'ate lâyık olmaya çalışmalıdır. Resûlullah efendimiz, şefâ'at isteyen bir Sahâbîye, (Sen de bu hususta namaz kılıp, çok secde etmekle bana yardımcı ol) buyurdu. (Müslim) Hz.Ali, "Dost edinin, dostlarınız sizin için dünya ve âhıret sermayesidir, şefâatçilerinizdir" buyuruyor. Şuarâ sûresinin 100. âyetinde, Cehennemdekilerin (Bizim için şefâ'at edici [şefâ'at etmesine izin verilen] kimse yoktur) dedikleri bildirilmektedir. Aynı sûresinin 26. âyetinde ise (Îmân edip sâlih amel işleyenlerin duâlarına icâbet eder. Lütfunda fazlasını da verir) buyuruluyor. Lütfundan fazlasını verir ifâdesi, "Onlara şefâ'at edici arkadaşlar verir ve beraber Cennete girerler." diye tefsir edilmiştir.) [İhyâ] Şefâ'at elbet haktır Bütün müfessirler, muhaddisler ve fakîhler gibi, dört mezheb imâmı da şefâ'atin hak olduğunu bildirmişlerdir. Bütün âlimlerin en büyüğü olan İmâm-ı a'zam hazretleri (Peygamberler, âlimler ve sâlihler, günâhkârlara şefâ'at edecektir.) buyurdu. (Fıkh-ı ekber) Buraya kadar, şefâ'atin hak olduğunu bildiren âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ile Ehl-i sünnet âlimlerinin yazılarından ba'zısını bildirdik. Kur'ân-ı kerîmi en iyi anlıyan Peygamber efendimiz, Eshâbı ve Ehl-i sünnet âlimlerinin tamamı şefâ'atin hak olduğunu bildirmiştir. Bir hadîs-i şerîfin Kur'ân-ı kerîme aykırı olup olmadığını en iyi bilen muhaddisler ve diğer Ehl-i sünnet âlimleridir. Bütün muhaddisler, şefâ'atle ilgili hadîs-i şerîfleri bildirmişlerdir. Onlar, bir hadîsin Kur'ân-ı kerîme aykırı olup olmadıklarını bilemiyor da, Mu'tezileyi taklid eden Mısırlı, Suriyeli ve yerli türedi mezehpizler mi biliyor? Âlimler buyuruyor ki:Şefâ'at elbet haktır. İnkâr eden ahmaktır.

| BAŞA DÖN |